Dolar 32,2020
Euro 35,0069
Altın 2.504,53
BİST 10.643,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 24°C
Az Bulutlu
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Paz 26°C
Pts 26°C
Sal 28°C
Çar 25°C

Yazarımız Ciwan yazdı…..Bitirmeyi Öğrenmek

Yazarımız Ciwan yazdı…..Bitirmeyi Öğrenmek
20/04/2023 15:12
A+
A-

BAŞLAMAYI DA BİTİRMEYİ DE ÖĞRENMEK LAZIM

Ben köşemde mümkün mertebe serbest konular üzerine deneme tarzında karalamalar yapmayı seviyorum. Dolayısıyla bu yazımı kendimce önemli gördüğüm bir konuya ayırmak istiyorum. Başlamaya ve bitirmeye… Diyeceksiniz ki başlamak neyse de bitmiş olanın, bitenin, bitmesi gerekenin artık söze ihtiyacı var mı? Zaten bitmişse bir konu üzerine söz sarf etmeye değer mi?

Evet değer. Çünkü fark ettim ki toplum olarak başlamayı da bitirmeyi de bilmiyoruz. Hele de bitirmeyi… Evet, başlamayı seviyoruz ama sonlardan nefret ediyoruz. Nefret etmekle kalmıyor onu şiddetle reddediyoruz. Özellikle de söz konusu kadın erkek ilişkileriyse. Başlarken bunu herkese gösteriyoruz ama bitirdiğimizi ya da ayrıldığımızı söylemeye bile utanıyoruz. Evlenirken eşi dostu toplayıp eğleniyoruz ama boşanırken aynı eşi dostu toplayıp üzüntümüzü paylaşamıyoruz.

Peki, neden bu haldeyiz? Neden bizim için başlangıç yapmak bu kadar kolayken ayrılmak ya da sonlandırmak bu kadar zor? Ya da bu kadar kolay bir şekilde başlamak doğru bir şey mi? Toplum olarak bu konularda haksız mıyız gerçekten?

Önce sebebe gelelim: Biz toplumun bireyleri olarak sevgiye, aşka aç bir şekilde büyüyoruz ne yazık ki. Nedense birbirimize karşı sevgimizi göstermek hep ayıp ve günah sayıldı geçmişten bu güne. Kimse buna itiraz etmesin. Çünkü Çocuğunu sevme şımarmasın, karına sevgini gösterme tepene çıkmasın, kocana sevgini bu kadar belli etme kaçmasın… Uzar gider bu liste hepimiz biliyoruz.

Bu toplumda çok az şanslı insanı bu sevgisizlik çemberinin dışında tutabiliriz. Birey, sevgiye, sevilmeye bu kadar aç olunca da bir ilişkiye başlarken düşünmüyor. Sadece başlamak ve o sevgi ihtiyacını karşılamak istiyor. Tıpkı acıktığında yaptığı işlem gibi. Hâlbuki bir ilişkiye başlamak bir insanın en temkinli olması gereken hassas bir noktadır.

Velâkin bireyin tek derdi o ihtiyacını karşılamak olunca karşısına çıkan ilk insanla bir ilişkiye başlıyor ve çoğu zaman da o insanla hiçbir ortak noktası olmadığını, hiçbir şekilde onun tarafından anlaşılmadığını ve sevilmediğini çok sonradan ancak karşıdakinin hevesi geçince fark ediyor. Bu yüzden ona duyduğu hissiyatın sevgi değil de sadece sevilmek ihtiyacı daha doğru bir tabirle sevgi açlığı olduğunu görmüyor, göremiyor. Aynı şekilde karşıdaki de bu ihtiyacını karşılamak istiyor muhtemelen.

Birey karşıdaki insanın ona hiçbir şekilde uygun olmadığını, onu yeterince sevmediğini, onun için serçe parmağını dahi oynatmak istemediğini iş işten geçince fark ediyor. Bunu fark edene kadar da o ilişkiye ciddi emek vermiş ve kendini inanılmaz derecede yıpratmış oluyor. Hal böyle olunca da kişi o ilişkiyi istediği şekle sokmak için gereksiz yere inat ediyor. Bir taraf gereksiz yere inat ettikçe diğer taraf daha da kendini geri çekiyor. O geri çektikçe kişi kendini daha da değersiz hissediyor. Böylece ilişki iyice toksin bir hal alarak çirkinleşiyor. Bu durum sevilme ihtiyacı içinde olan tarafın pes etmesiyle sonuçlanıyor çoğu zaman. Ve sonuçta birlikte “bir dünya anıya” ev sahipliği yapmış çift iki düşmana dönüşüyor. Bu da son derece acı verici bir şey. Yaşanan o kadar güzel şeyden sonra insanın iki düşman olması gerçekten kalbe ve zihne ömür boyu sürecek zararlar veriyor.

Hâlbuki bu durum o kadar gereksiz ki… İnsan bir ilişkiye başlarken durup düşünmeli. Karşısındakinin kendi dengi olup olmadığını iyice ölçüp tartmalı. Bireyin bunu yapması için de içinde bulunduğu sevgi açlığının farkında olması gerekiyor tabi. Her zaman söylediğim gibi her alanda olduğu gibi bu alanda da yüksek bir farkındalığa ihtiyaç vardır ve bu ihtiyacı ancak bireye yönelik gerçek eğitim sağlayabilir… CİWAN

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.