Köşe Yazıları

Sema Kırmızıkaya yazdı….SINAV SÜRECİ-1

Merhaba;         Öğretim sürecimizin dönem sonuna gelmekteyiz. Değer verdiğimiz çocuklarımızın bir kısmının sınav süresi yaklaşmaktadır. Bu süreçte çocuklarımıza ve ailelerimize destek vermek için dikkat etmemiz gereken hususları yazıya aktararak paylaşımlar yapacağım.          Bu sınav sürecinde ilk olarak, istenilmeden ve fark edilmeden meydana gelen örtülü gereksinim olan kaygıyı ele alacağım. ***          İnsanların hareket ve davranışlarını başlatan içsel güç vardır. Davranışlarımıza enerji sağlar. C.G.Jung’un belirttiği gibi kişilik; bir enerji sistemidir. Kişi duygu bakımından dengede olması gerekmektedir. İdeal duygu durumu mutlak öfori durumudur.          Duygu karmaşası yaşandığı zaman diğer uç mutlak gerilim durumu meydana gelmektedir. Gerilim durumları ise açık yada örtülü olarak zuhur etmektedir.          Fiziksel ve çevresel gereksinim açık olarak ortaya çıkmaktadır. Kişinin yeme, içme, uyku, nefes vb. durumlar da eksiklik yaşanması, gerilime yol açmaktadır. Bu eksiklikler bilinç düzeyinde yaşandığından dolayı kişi enerji kullanarak gereksinimlerini gidermeye çalışır.          Kaygı ve duygu yoğunlukları ise örtülü gereksinimler olarak ortaya çıkmaktadır. Fark edilmesi ve çözüme ulaştırılması kolay olmayan gereksinimdir. Kişinin yaşamına derin izler bırakması nedeni ile ani yoğun duygu patlamalarına sebebiyet vermektedir.          Kaygı: suçluluk,utanç, korku, kişisel değersizlik yani acı verici duygulardır. Bu duygular kişinin karakter özelliği, yaşam tarzı ve çevresel olarak farklı yoğunluklarda ortaya çıkabiliyor. Çok yoğun yaşandığında dehşet, şiddet, korku ve nefret gibi acı duygulara benzetilir. Bu duygular birdenbire duyulan yüksek ses gibi olumsuz uyarıcılar haline gelebiliyor.          Yaşamında kaygı, duymayan bireylerin kurdukları ilişkilerinin ve iletişimlerinin temelini güven ve huzur oluşturur.           Kaygı duyan kişi güvende olmaya ihtiyaç duymaktadır hatta en çok rahatlamasını sağlayacak duygu güven duygusudur. Kaygı bireylerin örtülü gereksinimlerini etkilediği kadar açık gereksinimlerini de etkilemektedir.           Kaygı duyan kişilerin yaşamlarındaki değişimler:İştah sorunu, uyku bozukluğu, duygu yoğunluğu ya da ani duygu değişimi ile gerçekleşen anlık tepkiler, öğrenme yetisini, bellek zayıflatmasını, algı daraltmasını vb. durumları ve olayları ortaya çıkararak yaşam kalitesini düşürmektedir. Kişi enerjisinin büyük bir kısmını, yaşamında bulunan olumsuzlukları mutlak dengede tutabilmek adına efor sarf etmektedir. Duyduğu kaygıyı yok etmek için seçici dikkatsizlik gösterir. Bazen de öfkeye dönüştürerek kontrolsüz öfkeyi ortaya çıkarır.          ***            Çocuklarımızın başarılarını olumsuz etkilememesi için de onları kaygıdan uzak tutmamız gerekmektedir. Sınava yüklenilen anlama, sınav sonrasında oluşacak söylemlere ve sınav sonrasında oluşacak kazanımlara verilen önemlere dikkat etmeliyiz.Çocuklarımıza gerçek olmayan, rekabetçi, mükemmeliyetçi ve yüksek beklenti içerikli düşünceler yüklemekten kaçınmalıyız. Olumlu söylemler ile rahatlatıcı ve güvende olduklarını hissettirilmeliyiz ve alternatif düşünceler ( yapabildiğinin en iyisini yapabilirsin, dünyanın sonu değil elbette telafisi olabilir, zamanın yetmeye bilir lakin olan zamanı en etkili şekilde kullanabilirsin,  başarılı olman bizleri mutlu edecektir ancak başarısız olman ise daha fazla çalışman gerektiği anlamına gelir… ) tekrar edilmelidir. Ayrıca, nefes alma egzersizleri, gevşeme egzersizleri, olumsuz düşünceleri durdurma teknikleri, dikkatini başka noktalara odaklama tekniklerini kullanarak kaygı oluşumunu engelleyebiliriz. Ve sınavın varlığını kabul ederek, çocuklarımızın olması gereken başarıyı elde etmiş olmalarını sağlayabiliriz.Başarı dolu hayatlara…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu