Gün (süz) sevmek
Gün (süz) sevmek
14 Şubat sevgi gibi değeri tartışmasız bir duyguya yapılan en büyük haksızlıktır. Sevginin yüreğin dışında his köprüsünden öte bir göstergesi olamaz olmamalıdır. Soyut bir kavram somut bir kavramla birleştirilip karşındakine işte bu kadar diye yaftalanmamalıdır. Sevilmenin, sevmenin değeri bilinmelidir, çünkü herkes sevilmez sevilen birtekdir. Yürek herkese açılmaz. Yüreğe alınan kalp sunulan ötesizdir. Böyle değerli bir dıygunun kutlama günü olmamalıdır. Beklentisiz, menfaatsiz duygular karşılık beklenmeden yaşanmalıdır.
Gönülde bir” O” varsa o bir tek, o bir sevilen o bir yar, o bir yaşanmışlığın kendisidir. Karacaoğlan, Aşık Veysel, Neşat Ertaş “O” na türküler yakmış, en güzel sözlerle süslemişlerdir.
Aytmatov Selvi Boylum Al yazmalımda emekle harmanlamıştır sevgiyi.
Demem o ki Ela gözlü kara dilberin, güzelliği ön para etmez bu bendeki aşk olmasanın, gönül dağının boranının sevgi yolu paha biçilmezdir.
Ha birde kırlangıç vardır. Sevmenin vefası okuyalım. Sevgimiz saygıyla yürekle bir ömür bir “O” na olsun.
* Günlerden bir gün kırlangıcın biri bir adama aşık olmuş ve adamın penceresinin önüne konup adama şöyle demiş:
* “Ben seni çok seviyorum, lütfen pencereyi açıp beni içeri al da birlikte yaşayalım.”
* Adam: “Olmaz alamam… Sen bir kuşsun. Hiç, bir kuş adama aşık olur mu?…” demiş.
* Kırlangıç tekrar: “Lütfen pencereyi açıp beni içeri al, birlikte yaşarız. Hem ben sana dost ve arkadaş olurum, canın da sıkılmaz, birlikte yaşar gideriz.” demiş.
* Adam yine: “Olmaz alamam… Git başımdan” diye cevap vermiş.
* Üçüncü ve son defa kuş adamın penceresinin önüne konup adama tekrar şöyle demiş:
* “Lütfen beni içeri al… Artık soğuklar da başladı, dışarıda kalamam, biliyorsun ben sıcak havalarda yaşayabilirim sadece. Beni içeri almazsan başka sıcak ülkelere gitmek zorunda kalırım. Lütfen beni içeri al burada kalayım. Birlikte yemek yer, omzuna konar seni neşelendirir, sana yarenlik ederim. Hem sen de benim gibi yalnızsın” der…
* Adam ona: “Git derhal başımdan! Ben yalnız kalırım.” demiş ve kuşu kovmuş…
* Kırlangıç da bu cevap üzerine üzüntülü bir şekilde uçmuş ve uzaklara gitmiş.
* Adam kırlangıç uzaklara gittikten sonra düşünmüş ve kendi kendine:
* “Ben ne aptal, ne kadar akılsız bir adamım, niye kırlangıçla birlikte kalmayı kabul etmedim? Ne güzel birlikte kalırdık” demiş ve çok pişman olmuş. Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.
* Kendi kendine: “Nasıl olsa sıcaklar başlayınca kırlangıcım yine gelir, ben de onu içeri alır birlikte, mutlu bir hayat sürerim.” demiş ve penceresini sonuna kadar açıp beklemeye başlamış.
* Yazın gelmesiyle kırlangıçlar da gelmeye başlamış, ama onun kırlangıcı gelmemiş. Yazın sonuna kadar hiç penceresini kapatmadan pencerenin başında beklemiş ama boşuna… Kırlangıç yokmuş. Gelen kırlangıçlara sormuş ama onun kırlangıcını gören olmamış.
* Sonunda bir bilge kişiye hâlini danışmak ve ondan bilgi almak için gitmiş.
* Bilge kişiye olayı anlattıktan sonra bilge kişi ona şöyle demiş:
* “Kırlangıçların ömrü 6 aydır!..
