Dolar 33,0885
Euro 36,0780
Altın 2.556,18
BİST 11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 31°C
Az Bulutlu
Ankara
31°C
Az Bulutlu
Sal 30°C
Çar 33°C
Per 33°C
Cum 32°C

Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP’yi ziyaret edeceğini duyurudu

Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP’yi ziyaret edeceğini duyurudu
171929
03/05/2024 23:33
A+
A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP’yi ziyaret edeceğini duyurudu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişin konuşan Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özel’in Genel Başkan olduktan sonra böyle bir ziyareti gerçekleştirmiş olmasının iktidar ve ana muhalefet arasında olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.

CHP’nin bundan önceki süreçlerde bu tür adımlar atmadığına dikkat çeken Erdoğan, bu adımın atılmasıyla siyasetin Türkiye’de çok daha yumuşama dönemine girdiğini belirtti.

Erdoğan, “Ben de Özgür beye ilk fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türk siyasetinin buna ihtiyacı var. İlk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum. Bu adımı da atacağız.” dedi.

“Ticaret hacmini de biz yok farz ederek bu kapıyı kapattık”

Türkiye’nin İsrail’e ihracatı tamamen durdurması hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şunları söyledi:

“İsrail-Filistin arasındaki gelişmelerin kabul edilebilir bir yanı yok. İsrail, şu ana kadar 40-45 bin Filistinliyi acımasızca öldürdü. Bir Müslüman olarak bizim buna seyirci kalmamız düşünülemez. Atmamız gereken adımlar nelerdir, bunları yaptık. Ülkemizde de maalesef siyasetin acımasız yüzü olan bazı partiler de biliyorsunuz bu seçim atmosferi esnasında bunu çok acımasızca kullandılar. Bizim İsrail’le ilişkilerimizin sanki onların düşündüğünün dışında imiş gibi de bazı ifadeler kullandılar. Biz de tabii acele etmeden bu süreci değerlendirelim istedik. Şu anda seçimler de bitti ve bu adımı attık. Çünkü İsrail, bizim bu yaklaşımlarımıza maalesef bu olaylar başlamadan önceki süreçte de söylediğimiz halde yani ben Netenyahu ile Amerika’daki yaptığım görüşmeyi sadece durup dururken yapmadım. Ama Türkiye-İsrail arasında bazı adımların atılabileceğini göstermek için yaptım. Ama Netenyahu acımasız ve bu acımasızlığını da maalesef bu çocuklara, kadınlara, yaşlılara karşı gösterdi. Onun elindeki imkanlar yok.

Tüm batı İsrail’e çalışıyor. Başta Amerika olmak üzere bunlar hep İsrail’e çalışıyorlar. Bu kadar imkanlar seferber edilerek ne yazık ki Filistin’in o garip gureba, fakir insanları İsrail’in bu bombaları karşısında ölüme mahkum edildiler. Bunun karşısında artık biz daha sabredemezdik ve adımlarımızı attık. Aramızda 9,5 milyar dolarlık bir ticaret hacmi vardı. Bu ticaret hacmini de biz yok farz ederek bu kapıyı kapattık. Bundan sonrası hayırlı olsun.”

Doç. Dr. Burcu Zeybek: 8 Yıl aradan sonra bu görüntüler siyasal iklimde ılıman bir hava yarattı

İktidar ile ana muhalefet liderinin 8 yıl sonra  bir araya gelmesi üzerine “Erdoğan- Özel görüşmesi bize ne söylüyor?” başlığı altında yazı yayımladı. Yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Şüphesiz müzakereci demokrasiden beklenen toplumdaki tüm ayrılık ve ihtilafları yok etmesi değildir. Böyle bir şey mümkün olmadığı gibi, müzakerelerin uzlaşıyla neticelenmesi gibi bir şart da söz konusu değildir. Farklı görüş, düşünce ve ihtilaflar, müzakerenin yalnızca başlangıç noktası değil aynı zamanda onun temel kaynağıdır.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki iktidar ile ana muhalefet liderinin bir araya gelmesi kadar normal bir şey yoktur. Ama biz ülke olarak kutuplaşmış siyasete o kadar alıştık ki bu tip görüntülere yabancılaştık. 8 yıl aradan sonra bu görüntüler siyasal iklimde ılıman bir hava yarattı. Yani diyeceğim o ki, toplumsal uzlaşı kapsamında olumlu günler yaşıyoruz. CHP’nin tabanında bu görüşmeyi eleştirenler, erken bulanlar var olsa da çoğunluk tarafından pozitif karşılandığını söylemek mümkün.

Dünkü görüşme, Erdoğan ile bir CHP lideri arasında, 15 Temmuz’daki askeri darbe girişiminin ardından dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı külliyesinde ağırlandığı 2016 yılından bu yana gerçekleşen ilk görüşmeydi. Ertesi ay Kılıçdaroğlu, siyasi birliğin bir göstergesi olarak Erdoğan’ın düzenlediği büyük mitinge katıldı; ancak ilişkileri hep soğuk kaldı. Kılıçdaroğlu’ndan sonra Kasım ayında CHP’de genel başkanlık koltuğunu alan Özgür Özel’in görüşme gündemi, emekliler, ekonomik sorunlar, öğretmen atamaları başta olmak üzere, dış politika ve hükümet ile belediyeler arasındaki koordinasyon üzerinde yoğunlaştı.

Muhalefetin demokratik rejimlerdeki yeri

Muhalefet, toplumda bir kurum olarak siyasetin demokratik öneminin ve değerinin anlaşılmasının en temel göstergesidir. Muhalefet, demokrasinin diğer temel ilkelerinin yanında, katılımcı ve çoğulcu siyasi bir ortamın kurulmasının önemli bir şartıdır. Katılımın ve çoğulculuğun sağlandığı siyasi ortam, farklı görüş ve düşüncelerin de dillendirilmesine olanak sunar. Böylece hoşgörü ve uzlaşıya dayalı politik ortamda demokratik siyasetin kurumsallaştığı bir düzen ortaya çıkar. Demem o ki normal şartlarda bu ikili görüşmeye defalarca tanıklık etmiş olmalıydık.

Demokrasi kuramları açısından ele alındığında muhalefet ve demokrasi ilişkisi daha net bir şekilde de görülür. Liberal demokrasiler farklı fikir, ideoloji ve yaşam tarzına sahip bireylerin bir arada yaşamasına imkân tanımaktadır. Böyle bir ortamda toplumun her kesimi özgür bir şekilde farklılıklarını ifade edebilecek ve herkes bu farklılıklara saygı duyacaktır. Buradaki en önemli araç ise hukuki olarak güvence altına alınmış bir ifade özgürlüğüdür. Çünkü ancak ifade özgürlüğünün yasa olarak güvence altına alındığı bir ortamda farklılıklar ve esas olarak demokrasinin liberal niteliği sürdürülebilir (Arslan, 2008: 1).

Ortak çıkar ve hedefler

Müzakereci demokrasi modelinde ise temel amaç kolektif olarak kararların alınması ve bu sayede meşruiyete ve rasyonelliğe ulaşmaktır. Bunun için de kurumlar tüm vatandaşların ortak çıkarına hizmet edecek şekilde, kolektif müzakere süreçlerine uygun şekilde düzenlenmelidir (Benhabib, 1999: 105). Şüphesiz müzakereci demokrasiden beklenen toplumdaki tüm ayrılık ve ihtilafları yok etmesi değildir. Böyle bir şey mümkün olmadığı gibi, müzakerelerin uzlaşıyla neticelenmesi gibi bir şart da söz konusu değildir. Farklı görüş, düşünce ve ihtilaflar müzakerenin yalnızca başlangıç noktası değil aynı zamanda onun temel kaynağıdır. Müzakereci demokrasinin dezavantajı ise küçük ihtilafları, ahlaki olarak büyük ihtilaflara dönüştürebilme ihtimali ve böylece önü alınamayacak bir muhalefete ve siyasal çözümsüzlüklere sebep olmasıdır (Altınkök, 2015: 33).

Katılımcı demokrasi kuramında ise ekonomik ve toplumsal alanda halkın katılımını yüksek orana ulaştırmak amaçlanır. Bu nedenle oy kullanan kişilerin oranını genişletmekle birlikte oy kullananların kendileri ile ilgili konularda bir irade ortaya koyma, söz hakkına sahip olma ve karar verme süreçlerine katılımı yaygınlaştırmak ve artırmak önem kazanır (Demir, 2010: 606). Böylece muhalif seslerin de duyulduğu bir ortam yaratılmış olur.

Böyle tarihi bir görüşmeyi bir fotoğraf karesine indirgememek gerekiyor. Sanıldığı gibi Özgür Özel’i parlatılması görüşmesi değil, yıllardır süren siyaset kaynaklı toplumsal gerginliğin azaltılması için önemli bir görüşmeydi. Ayrıca müzakere ortamının oluşmasında seçim sonuçlarının da etkisinin olması muhtemel.

Sonuç olarak görüşmeden hafızamızda kalan güzel detaylar şunlar:

-Oldukça ılımlı bir havada geçen görüşme oldu.

-Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçim sonuçlarından dolayı Özel’i ve CHP’yi tebrik etti.

-Cumhurbaşkanı iadei-i ziyaret yapacağını söyledi.

-Karşılıklı anlamı hediyeleşmeler oldu.

-İki lider milli ve dini bayramlarda bir araya gelme, kritik konularda görüş alışverişinde bulunma kararı aldı.

-Görüşmede 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, Özel o gece kendisinin de TBMM’de bulunan vekiller arasında olduğunu hatırlattı.”

Yayman: Erdoğan-Özel görüşmesi olumludur

Milletvekili Yayman HaberTürk TV’de Fevzi Çakır’ın sunduğu Türkiye’nin Nabzı programında Türkiye ve dünya gündemini yorumladı.

Türk siyasi tarihi için değerli

Milletvekili Yayman, programın açılışında günün önemli gelişmesi olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Lideri Özgür Özel ile olan görüşmesine yönelik açıklamalarda bulundu. Yayman açıklamasında; “Bugün özlenen, beklenen bir tablo vardı. Bugün hangi mesajların verildiği de önemli. Ancak bu tablo özlediğimiz bir tabloydu ve ben çok önemli buluyorum. Türkiye’de böyle bir diyaloga hem iç hem de dış siyasette ihtiyaç vardı. Bu görüşme çok önemli. Bugün milletimiz bu görüşmeye çok değer yüklemiştir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli anlara şahitlik ettik. Ne konuşulduğunu taraflar dile getirdiğinde göreceğiz. Yavuz Donat havaalanında görüştüğü Özgür Özel ile yaptığı mülakatta Cumhurbaşkanı ile görüştünüz mü diye soruyor. Buradan başlayan süreç bugünkü görüşmeye geldi. Ne konuşulduğundan daha önemli olan bu görüşmenin gerçekleşmesidir. Bugün bu görüşme olmasaydı hiçbir şey olmazdı. Türkiye’de 1950’lerde başlayan gelenek var. Halk Partililerin ve Demokrat Partililerin kahvesi ayrıydı. O günleri aşmak lazımdı. Cumhuriyetin 100. Yılında önemli ilerlemeler kazandık. Bu ziyaret seçim sonrası oluşan iklimde bir nezaket ziyaretidir. İkinci görüşmenin CHP’de olacak olması çok önemli. Toplum bunu bekliyor. Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Bunun adımları da bu görüşmelerle mesafe alacaktır. Bir fotoğraf üzerinden olumlu ya da olumsuz yorum yapılmamalıdır. Halk Türkiye’nin beka meselelerinde ortak hareket edilmesini istiyor” dedi.

Bu iklim ülkede bahar havası estirmiştir

İki tarafın uzlaşmacı yaklaşımının ardından gerçekleşen görüşmenin ülkede beklentileri karşıladığının altını çizen Milletvekili Yayman; “1977 seçimlerinde CHP %42 oy aldı. Seçim gecesinden başlayarak amacını aşan sözler söylendi. O GECE Süleyman Demirel şuna karar verdi. Çünkü eşine ağır hakaretler edildi. O gün siyasette yeni bir sahne açıldı. Siyaset birinin beyaz dediğine siyah demek değildir. Türk toplumu çatışmayı sevmiyor. Sonuçlarını önümüzdeki dönemde göreceğiz. Bir anda her şey değişir diyemeyiz ama değişim için bir adımdır. Siyaset için küçük, milletimiz adına büyük bir adımdır. AK Parti’nin içinde de bu durumun olumlu karşılandığını düşünüyorum. Türkiye’nin yapısal sorunları ancak bu şekilde çözülebilir. AK Parti’ye de muhalefete de, vatandaşlara da düşen görevler var. Bu zeminin muhafazası sağlanmalıdır. Bu görüşme teklifinin hangi kanattan gelirse gelsin bir paradigma değişimine yol açtığı görülüyor. 31 Mart’ın iktidara da muhalefete de verdiği mesajlar vardır. Siyasetçi bu mesajı okur ve seçmeninin karşısına çıkar. Bu zeminin oluşmasını son derece değerli buluyorum. Türk halkının beklediği bu ortamın korunması konusunda kamuoyu öncüleri olarak katkı sağlamamız gerekiyor. Geçmişte yanlışlar olduğu için bugün bu görüşme gerçekleşti. Biz bu olumlu iklimi korumak için daha özenli olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 100. yılına yakışan bir anayasa oluşturulmalıdır

Yayman, Türkiye’nin 100. Yılına yakışan modern bir anayasanın toplumsal mutabakat ile oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Milletvekili Yayman anayasa tartışmalarına dair açıklamasında; “Yeni anayasa meselesinde bilgi eksikliği var. İlk anayasa 1876’da ilan ediliyor. Tüm anayasalar olağanüstü zamanlarda yapılmış. Darbe anayasasıyla Türkiye’nin 100. Yılında yönetilmesi reva mıdır? Yeni anayasa Türkiye’nin olgunluk sınavıdır. Tüm tartışmalar 1991 seçimlerinden itibaren gelmiştir. Süleyman Demirel’in en büyük vaadi yeni anayasaydı. Bu konuda oluşan bir talep var. İktidarıyla muhalefetiyle Türkiye’nin 100. Yılına yakışan bir anayasa oluşturulmalıdır. Bu işe de Numan Kurtulmuş ön ayak olmaktadır. Ben Numan Kurtulmuş’un öncülük etmesini de önemsiyorum. Aksi takdirde bir siyasi partinin anayasası olacaktı. Bugün Türkiye’nin ekmek gibi su gibi anayasaya da ihtiyacı vardır. Mevcut anayasa 70 defa değişmiş ve ihtiyaçları karşılamamaktadır. CHP’nin de parti programında yeni anayasa var. Burada dayatma olmadan müzakere ederek yeni anayasa oluşturulmalıdır. Müzakere arayışı bir ayıbın temizlenmesidir. Yeni anayasa milletin ihtiyacıdır” şeklinde konuştu.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.