Cumartesi, Ekim 1, 2022
Sancak HaberKöşe YazılarıYAŞATMAK İÇİN YAŞAMAK İSTİYORLAR !

YAŞATMAK İÇİN YAŞAMAK İSTİYORLAR !

- Reklam -

Sağlıkta Şiddete HAYIR!

Bizlere fakültede değerli hocalarımızın öğrettiği ilk şey; “Primum non nocere” yani “Önce zarar verme” öğretisidir. Bu çok değerli öğretinin anlatmak istediği şey, insan olarak önce zarar verme daha sonra sağlık profesyoneli olarak bilgini kullanarak yarar sağlamaya çalış.

İnsanlığın maddi ve manevi yararına birinci derece de çalışmalar yürüten bilim dallarının ve mesleklerin en başında sağlıkçılar gelmektedir. Hekimi,Hemşiresi,Eczacısı,Diş Hekimi,Fizyoterapisti,Tıbbi Sekreteri,Optisyeni,Eczacı Teknikeri,Diyetisyeni,Ergoterapisti ve daha birçok sağlık meslek grubu çalışanı meslektaşımız bir bütün halinde halk sağlığına hizmet etmeye çalışıyorlar. Üstelik hiçbir zaman kendi maddi çıkarlarını gözetmiyorlar. Bundan da öte kendi canlarını önemsemeden insanlığa hizmet için türlü zorluk ve hastalıkla mücadele ediyorlar. Örnek olarak; Korona virüs sürecinde hayatını kaybeden sağlık çalışanlarımızı, bilimsel gelişmelere öncülük etmek için hayatını kaybeden bilim insanlarımızı ve hekimsiz hasta kalmasın diye günlerce nöbet tutan hekimlerimizi düşünün. Saydığım bu örnekler bile başlı başına örnek olarak yetecektir.

Öte yandan bilmelisiniz ki bir sağlık profesyonelinin yetişmesi yıllarca zaman, bir o kadar çok para demek oluyor bil ülke için. Bu pencereden bakmak isteme amacım sağlık çalışanlarımızı herhangi bir maddi değerle kıyaslamak veya ölçmek asla değil. Bu açıdan bakıyorum çünkü biz ülke olarak yazı yazdık, hukuki yaptırımlar koyduk, cezalar verdik, farkındalık çalışmaları yaptık ama hiçbirisi bir işe yaramadı. Gün geçmiyor ki bir sağlık çalışanına şiddet haberi almayalım. Bir sabah uyanıyoruz acilde hastasına canhıraş yardımcı olmaya çalışan hekimimiz iyileştirmeye çalıştığı hasta yakını tarafından şiddete maruz bırakılırken öbür akşam bir eczaneye bir maganda silahla saldırıyor.

Bu şiddetlerin önüne dünden bugüne geçilmeyeceği, hiçbir olumsuz şeyin bir anda ortadan kaldırılmayacağını anlayacak kadar uzun yaşadım ve çok kötülük gördüm. Biliyorum ki daha birçok olumsuzluklar yaşayacağız. Yine de iki noktanın üzerine yeterince gidersek ve bu iki meselede tavizsiz olursak süreci çok daha az hasarla atlatacağımızı düşünüyorum.

Birincisi ilkokullardan başlamak suretiyle üniversitede hangi bölümde okursa okusun, yetişen yeni nesile sağlık okuryazarlığı dersi zorunlu olarak verilmeli, öğretilmeli. Gençlerimizi birer sağlık entelektüeli olarak yetiştirmeliyiz. Eğitim müfredatımıza daha fazla geç kalınmadan dâhil edilmelidir.

İkinci çözüm önerim ise; Cezaların caydırıcılığını temelden tekrar tartışmak ve çok daha etkili maddi manevi cezalar verilmesidir. Üstelik hiçbir suretle cezalarda hafifletilmeye gidilmeden, indirim yapılmadan uygulanmasıdır. Zannediyorum suça teşvik olarak görülmese bile ülkemizde her şeyin bir iki günde unutulması, birçok suçun cezasız, suçlunun ise yaptığının bedelini ödememesi de adeta suça yönelimi destekler bir niteliğe bürünmektedir.

Ülkemizde her geçen yıl artan ortalama insan yaşı son olarak 78 olarak belirlendi. Bu demek oluyor ki sağlık çalışanlarımız yaşatmayı başarabiliyorlar. Şimdide sağlıkta şiddetin verilerine bakalım; Son yapılan araştırmalara göre; sağlık çalışanlarının %67’si görevi başında sözlü ve fiziki şiddete uğruyor, %84’ü şiddete maruz kalmak noktasında endişe taşıyor ve sadece 2021 yılında 1405 hekimimiz yurt dışına çıkmak için başvuru yaptı. Son bir yıl içerisinde 190 sağlıkta şiddet vakası yaşadı ve bu olaylarda 364 sağlık çalışanı zarar görürken,316 sağlık çalışanımız hayatını kaybetti.

Maalesef bu veriler bize gösteriyor ki sağlık çalışanlarımız yaşatıyor ama yaşayamıyor.

Unutmayalım!

Yaşamak istiyorsak sağlık profesyonellerine daha yaşanabilir bir ortam yaratmalıyız. Fazlasıyla zorlu olan sağlıkta hizmet çalışmalarını bizler daha da zorlu ve katlanılmaz bir hale getirmemeliyiz.

 

Ecz. Şahin ALTINTAŞ

BENZER HABERLER

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınız

- Reklam -

EN ÇOK OKUNAN