SENDİKACILIK ÜYE SAYISINDAN MI İBARETTİR?
Türkiye’de sendikalar konuşulduğunda ilk sorulan sorulardan biri genellikle şudur:
“Kaç üyeniz var?”
Elbette üye sayısı önemlidir. Bir sendikanın temsil gücünü, örgütlenme kapasitesini ve sahadaki karşılığını gösteren önemli ölçütlerden biridir.
Ancak asıl sorulması gereken başka bir soru var:
Bir sendikanın gücü yalnızca üye sayısıyla mı ölçülmelidir?
Bence hayır.
Çünkü sendikacılık, üyeleri rakamlardan ibaret görmek değil; o insanların derdini, talebini ve mücadelesini temsil edebilmektir.
ÜYE SAYISI AMAÇ DEĞİL, SONUÇ OLMALIDIR
Bugün sendikal alandaki en büyük yanlışlardan biri, üye sayısının sendikal mücadelenin amacı hâline gelmesidir.
Oysa üye sayısı bir amaç değil, başarılı sendikacılığın sonucu olmalıdır.
Bir sendika çalışanının yanında duruyorsa, hak kayıpları karşısında ses çıkarıyorsa, çözüm üretiyorsa, hukuki mücadele veriyorsa ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze alabiliyorsa zaten çalışanların güvenini kazanacaktır.
Güven beraberinde üyeliği getirir.
Ama sendikal anlayış tersine döndüğünde ortaya başka bir tablo çıkar.
Üye kazanmak için yoğun çaba gösterilirken mevcut üyelerin sorunları ikinci plana itilir. Yetkiyi korumak, istatistiklerde büyümek ve rakamsal üstünlük sağlamak sendikal mücadelenin önüne geçer.
İşte tam burada sendikacılığın özü kaybolmaya başlar.
BİR ÜYE, BİR RAKAM DEĞİLDİR
Bir sağlık çalışanını yalnızca üye formundaki bir isim olarak göremezsiniz.
Çünkü o insanın bir hayatı vardır.
Geçim sıkıntısı vardır.
Nöbeti vardır.
Fazla mesaisi vardır.
Ailesine ayıramadığı zamanı vardır.
Her ay eriyen maaşı, yükselen vergisi, çalışma ortamında yaşadığı sorunları ve gelecek kaygısı vardır.
Dolayısıyla sendikanın görevi yalnızca o kişinin üyelik formunu almak değildir.
Asıl görev, o form imzalandıktan sonra başlar.
Çalışan haksızlığa uğradığında yanında mısınız?
Mobbinge maruz kaldığında sesini duyurabiliyor musunuz?
Ekonomik hakları gerilediğinde mücadele ediyor musunuz?
Nöbet ücretinden ek ödemesine, tayin sorunundan görevde yükselmeye kadar yaşadığı problemlere çözüm üretebiliyor musunuz?
İşte gerçek sendikacılığın ölçüsü burada ortaya çıkar.
YETKİ, SORUMLULUĞU DA BERABERİNDE GETİRİR
Sendikal hayatta “yetki” önemli bir kavramdır.
Fakat yetki yalnızca bir kazanım değildir.
Yetki aynı zamanda büyük bir sorumluluktur.
On binlerce, yüz binlerce çalışan size güvenmişse artık mazeret üretme hakkınız azalır; sorumluluğunuz artar.
Çünkü büyük üye sayıları büyük sorumluluklar doğurur.
Çalışanların ekonomik ve sosyal hakları yıllar içerisinde geriliyorsa, çalışma koşulları ağırlaşıyorsa, çalışan kendisini değersiz hissediyorsa sadece üye sayılarını açıklayarak sendikal başarıdan söz etmek mümkün değildir.
Bu nedenle sendikal başarıyı değerlendirirken yalnızca “kaç üyesi var?” diye sormamalıyız.
Bir soru daha sormalıyız:
“Bu üyeler adına ne yaptı?”
SENDİKALAR ÇALIŞANIN SESİ OLMAK ZORUNDADIR
Sendikalar bürokrasinin bir parçası olmak için kurulmaz.
Sendikalar çalışanın sesi olmak için vardır.
Gerektiğinde yöneticilere itiraz edebilmelidir.
Gerektiğinde yanlış politikaların karşısında durabilmelidir.
Gerektiğinde kamuoyunu harekete geçirebilmelidir.
Ve en önemlisi, bunu yaparken kimin rahatsız olacağını hesaplamamalıdır.
Çünkü sendikacılığın merkezinde makamlar, koltuklar veya kurumlarla kurulan ilişkiler değil, çalışanın hakkı bulunmalıdır.
Sendika, üyeden aldığı gücü yine üyenin hakkını korumak için kullanmalıdır.
YENİ BİR SENDİKAL ANLAYIŞA İHTİYAÇ VAR
Türkiye’de kamu sendikacılığının yeni bir anlayışa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Daha şeffaf…
Daha cesur…
Daha katılımcı…
Sahaya daha yakın…
Sorun ortaya çıktıktan sonra açıklama yapan değil, sorunları önceden gören bir sendikacılık.
Sadece eleştiren değil, çözüm öneren bir sendikacılık.
Üyesini yalnızca yetki dönemlerinde hatırlayan değil, yılın 365 günü yanında olan bir sendikacılık.
Ve en önemlisi;
üyesini sayı olarak değil, insan olarak gören bir sendikacılık.
Sağlık Hak-Sen olarak ortaya koymaya çalıştığımız sendikal anlayışın temelinde de tam olarak bu düşünce bulunmaktadır.
Bizim için önemli olan yalnızca kaç kişinin Sağlık Hak-Sen'e üye olduğu değildir.
Asıl önemli olan, bize güvenen bir sağlık çalışanının;
“İyi ki bu sendikanın üyesiyim.”
diyebilmesidir.
Çünkü sendikaların gerçek gücü tabelalarında yazan isimlerden veya istatistiklerde görünen rakamlardan gelmez.
Gerçek güç, çalışanların güveninden gelir.
Üye sayısı bugün artabilir, yarın azalabilir.
Yetki bugün sizde olabilir, yarın başkasına geçebilir.
Ama çalışanların güvenini kazanmışsanız, bundan çok daha değerli bir şey kazanmışsınız demektir.
Bu nedenle soruyu bir kez daha soralım:
Sendikacılık üye sayısından mı ibarettir?
Hayır.
Üye sayısı sendikanın büyüklüğünü gösterebilir.
Ama sendikanın değerini; üyeleri için verdiği mücadele gösterir.
Murat Özekinci
Sağlık Hak-Sen Genel Başkanı