Köşe Yazısı 10 Ekim 2026 03:00

22 YIL ÖNCE KALDIRILAN SENDİKAL BARAJ NEDEN YENİDEN GÜNDEMDE?

Murat ÖZEKİNCİ
Yazar Murat ÖZEKİNCİ

Türkiye'de kamu sendikacılığı bugünlerde önemli bir tartışmaya sahne oluyor.

Sağlık çalışanlarının çözüm bekleyen onlarca sorunu varken, Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen'in Kamu Personeli Danışma Kurulunda (KPDK) gündeme getirdiği belirtilen sendikal baraj meselesi, kamu sendikacılığının geleceğine ilişkin önemli soruları beraberinde getiriyor.

Üstelik tartışılan %5 barajı yeni bir uygulama değil.

Türkiye bu barajı 22 yıl önce kaldırmıştı!

Peki, neden kaldırıldı? Şimdi neden yeniden gündeme getiriliyor?

Gelin, önce tarihe bakalım.

2001'DEN 2026'YA SENDİKAL BARAJIN HİKÂYESİ

25 Haziran 2001: Türkiye'de Bülent Ecevit'in başbakanlığındaki 57. Hükümet görevdeydi. Demokratik Sol Parti (DSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Anavatan Partisinin (ANAP) oluşturduğu üçlü koalisyon döneminde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevini ANAP'lı Yaşar Okuyan yürütüyordu.

İşte bu dönemde 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu kabul edildi. Kanunun 25. maddesiyle, bir hizmet kolundaki kamu görevlilerinin %5'inden fazlasını üye kaydeden sendikalara aidatlarını maaşlardan kestirme imkânı tanındı.

12 Temmuz 2001: Kanun Resmî Gazete'de yayımlandı. Böylece %5 aidat kesintisi barajı yürürlüğe girdi. Barajın altında kalan sendikalar, aidatlarını üyelerinden doğrudan tahsil etmek durumundaydı.

3 Kasım 2002: Türkiye'de genel seçimler yapıldı. Seçimlerin ardından AK Parti tek başına iktidara geldi.

24 Haziran 2004: AK Parti iktidarı döneminde kabul edilen 5198 sayılı Kanun'la, 2001 yılında getirilen %5 aidat kesintisi şartı kaldırıldı.

6 Temmuz 2004: Düzenleme Resmî Gazete'de yayımlandı. Sendikaların üye sayılarına bakılmaksızın aidatlarının maaşlardan kesilebilmesinin önü açıldı.

Ekim 2026: Aradan 22 yıl geçti. Şimdi Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen'in KPDK'de gündeme getirdiği belirtilen önerilerle %5 barajı yeniden tartışılıyor.

İşte tam bu noktada durup düşünmek gerekiyor.

2001 yılında DSP–MHP–ANAP koalisyonu döneminde getirilen, 2004 yılında AK Parti iktidarı döneminde kaldırılan bir engel, 2026 yılında neden yeniden gündeme geliyor?

SAĞLIK ÇALIŞANININ SORUNU SENDİKA SAYISI MI?

Bugün sağlık çalışanlarının gündeminde ne var?

Geçim sıkıntısı var.

Vergi dilimleri var.

Yetersiz nöbet ücretleri var.

Emekliliğe yansımayan ödemeler, ağır çalışma koşulları, personel eksikliği ve sağlıkta şiddet var.

Peki, böylesine önemli sorunlar çözüm beklerken kamu sendikacılığının gündeminde ne var?

Sendikal baraj!

Elbette 4688 sayılı Kanun değiştirilebilir. Sendikal mevzuatın geliştirilmesi de tartışılabilir.

Ancak sorulması gereken soru şudur:

Kamu çalışanlarının haklarını geliştirmek için mi düzenleme yapıyoruz, yoksa sendikalar arasındaki rekabetin kurallarını değiştirmek için mi?

TEMSİLDE DAĞINIKLIK MI, TEMSİLDE ADALETSİZLİK Mİ?

Sendikal barajı savunanların ileri sürdüğü gerekçelerden biri, sendika sayısındaki artışın temsilde dağınıklığa neden olmasıdır.

Peki, sendika sayısının artması gerçekten başlı başına bir sorun mudur?

Belki de asıl sorulması gereken, çalışanların neden yeni sendikalar kurmaya ihtiyaç duyduğudur.

Mevcut sendikal yapılardan memnun olmayan kamu çalışanlarının farklı örgütlenmelere yönelmesi, sendikal demokrasinin doğal bir sonucu değil midir?

Sendikaların çoğalmasını sorun olarak görmek yerine, çalışanları yeni arayışlara yönelten nedenleri tartışmak daha anlamlı olmaz mı?

Temsilde dağınıklığı tartışanların, temsilde adaleti de aynı samimiyetle tartışması gerekir.

%5 BARAJI KİMİN SORUNUNU ÇÖZECEK?

Tartışılan düzenlemenin aidatların maaştan kesilmesi hakkını %5 örgütlenme şartına bağlaması hâlinde, baraj altında kalan sendikalar açısından önemli sonuçlar doğacaktır.

Örneğin 1.500 üyesi bulunan bir sendikayı düşünelim.

Bugün aidatları maaşlardan otomatik olarak kesilirken, böyle bir düzenleme sonrasında sendika her ay 1.500 üyesinden ayrı ayrı aidat tahsil etmek zorunda kalabilir.

Bu durumun sendikal faaliyetlere ayrılan zamanı, maliyetleri ve örgütlenme imkânlarını nasıl etkileyeceği ortadadır.

Peki, bu değişiklik sağlık çalışanının maaşını artıracak mı?

Nöbet ücretini iyileştirecek mi?

Vergi yükünü hafifletecek mi?

Çalışma koşullarını düzeltecek mi?

Sendikaların aidat toplamasını zorlaştırmak, çalışanların hangi sorununu çözecek?

2004'TE KALDIRILAN BARAJIN YENİDEN GETİRİLMESİ NE ANLAMA GELİR?

Burada hükümet açısından da üzerinde durulması gereken önemli bir mesele bulunmaktadır.

AK Parti iktidarı döneminde 2004 yılında kaldırılan %5 aidat kesintisi barajının yeniden gündeme gelmesi, doğal olarak geçmişteki düzenlemenin gerekçesini ve bugün önerilen değişikliğin amacını tartışmaya açmaktadır.

Üstelik sendikal baraj uygulamaları geçmişte Anayasa Mahkemesinin denetimine de konu olmuştur.

Bu nedenle olası bir düzenlemenin yalnızca sendikal talepler doğrultusunda değil; Anayasa'nın güvence altına aldığı sendika özgürlüğü, eşitlik ilkesi ve yargı kararları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.

2004 yılında kaldırılan bir uygulamanın 2026 yılında yeniden getirilmesi düşünülüyorsa, bunun kamu çalışanlarına sağlayacağı somut yarar açıkça ortaya konulmalıdır.

SENDİKACILIK RAKİPLERİ AZALTMAK DEĞİL, SORUNLARI AZALTMAKTIR

Sağlık Hak-Sen olarak sendikal örgütlenmenin güçlenmesini, sendikaların büyümesini ve çalışanların daha etkili temsil edilmesini önemsiyoruz.

Ancak bunun yolu sendikalar arasında eşit olmayan koşullar oluşturmak değildir.

Yüksek örgütlenme oranına sahip sendikalar elbette örgütlenme güçlerinin sağladığı temsil imkânlarını kullanmalıdır.

Fakat baraj altında kalan sendikaların da örgütlenme özgürlüğü ve faaliyetlerini sürdürebilme imkânları korunmalıdır.

Çünkü sendikal rekabetin kazananını kanuni engeller değil, çalışanların özgür tercihleri belirlemelidir.

Bugün sendikal barajı tartışırken 22 yıl öncesine dönüp bakmakta yarar var.

2001 yılında getirilen, 2004 yılında kaldırılan bir uygulamanın yeniden gündeme gelmesi bize önemli bir sorumluluk yüklüyor.

Geçmişte kaldırılan engelleri yeniden tartışmak yerine, kamu çalışanlarının geleceğini iyileştirecek düzenlemeleri konuşmalıyız.

Ve son olarak Memur-Sen ile Türkiye Kamu-Sen'e şu soruyu yöneltmek istiyorum:

Sendikaların sayısını azaltmak, kamu çalışanlarının sorunlarını azaltacak mı?

Çünkü sendikacılıkta asıl başarı, rakiplerin azalmasıyla değil, çalışanların kazanımlarının artmasıyla ölçülür.

Murat Özekinci | Sağlık Hak-Sen Genel Başkanı

Murat ÖZEKİNCİ

Murat ÖZEKİNCİ

Murat Özekinci, Sağlık Hak-Sen Genel Başkanıdır. Sağlık çalışanlarının özlük, mali ve sosyal hakları ile çalışma hayatındaki sorunları üzerine sendikal çalışmalar yürütmekte; yazılarında çalışma hayatı, kamu sendikacılığı ve sağlık politikalarına ilişkin...

Yazarın tüm yazıları